Hekimbaşı Av Köşkü, Ümraniye'nin en önemli tarihî yapılarından biri olarak 19. yüzyıldan günümüze ulaşan mimarisi ve geçmişiyle dikkat çekiyor. Sultan Abdülaziz Av Köşkü veya Yusuf İzzettin Köşkü olarak da bilinen yapı, Hekimbaşı Küçük Hayrullah Efendi tarafından dönemin ünlü mimarlarından Sarkis Balyan'a yaptırılmıştır. Osmanlı döneminde büyük bir çiftliğin ikamet ve dinlenme yapısı olarak kullanılan köşk, İstanbul'da Rönesans mimarisinin etkilerini taşıyan nadir eserlerden biri olarak kabul ediliyor.
Köşke ulaştığınızda sizi etkileyici taş cephesi, yüksek merdiven kulesi ve geniş bahçesi karşılıyor. Yıllar içerisinde önemli restorasyonlardan geçen yapı, tarihî dokusunu büyük ölçüde koruyarak günümüze ulaşmayı başarmıştır. Sessiz atmosferi ve yeşillikler içerisindeki konumu sayesinde tarih ve mimari meraklıları için Ümraniye'nin mutlaka görülmesi gereken noktalarından biri olmayı sürdürüyor. Ümraniye Hakkında Detaylı Gezi Rehberimizi Buraya Tıklayarak Okuyabilirsiniz ve İstanbul Hakkında Detaylı Gezi Rehberimizi Buraya Tıklayarak Okuyabilirsiniz
Hekimbaşı Av Köşkü'nün Tarihi
Hekimbaşı Av Köşkü, 19. yüzyılın ortalarında Hekimbaşı Küçük Hayrullah Efendi tarafından yaptırılmıştır. Sultan Abdülaziz döneminde av köşkü olarak da kullanılan yapı, Balıklı Dere ile Hekimbaşı Deresi arasında kalan geniş bir çiftlik arazisi üzerine inşa edilmiştir. Osmanlı'nın son dönemlerinde önemli konukların ağırlandığı yapılardan biri olan köşk, zaman içerisinde çeşitli nedenlerle bakımsız kalmış ve uzun yıllar kullanılmamıştır.
1999 yılında başlatılan kapsamlı restorasyon çalışmalarıyla yeniden ayağa kaldırılan köşk, uzun süren yenileme sürecinin ardından tarihî kimliğine uygun şekilde restore edilmiştir. Günümüzde kültürel miras niteliğini koruyan yapı, Ümraniye'nin tarihî değerleri arasında önemli bir yere sahiptir.

Mimari Özellikleri
Hekimbaşı Av Köşkü'nün en dikkat çeken özelliği İstanbul'da alışılmış Osmanlı köşklerinden farklı olarak Rönesans üslubunda inşa edilmiş olmasıdır. Yaklaşık 1.200 metrekarelik yapı; iki ve üç katlı ana bölümler ile yaklaşık 20 metre yüksekliğindeki dört katlı merdiven kulesinden oluşuyor. Özellikle kule bölümü, köşkün en karakteristik mimari unsuru olarak öne çıkıyor.
Kesme taş işçiliği, yüksek tavanlı odaları ve simetrik cephe düzeni yapının mimari değerini artırıyor. Restorasyon çalışmaları sırasında özgün mimari detayların korunmasına özen gösterilmiş, köşk tarihî kimliğini büyük ölçüde muhafaza ederek günümüze kazandırılmıştır.
Çevrede Gezilecek Yerler
Hekimbaşı Av Köşkü ziyaretinizin ardından Ümraniye Millet Bahçesi'nde yürüyüş yapabilir, Hekimbaşı Kent Ormanı'nda doğayla baş başa vakit geçirebilir ve Dudullu Tepesi'nin seyir noktalarını keşfedebilirsiniz. İlçe merkezindeki alışveriş ve sosyal yaşam alanları da gezi planınıza ekleyebileceğiniz alternatifler arasında bulunuyor.
Tarih ve doğayı bir arada deneyimlemek isteyen ziyaretçiler için köşkün çevresindeki yeşil alanlar ve parklar keyifli yürüyüş rotaları oluşturuyor. Böylece aynı gün içerisinde hem Osmanlı mirasını yakından görebilir hem de Ümraniye'nin doğal güzelliklerini keşfedebilirsiniz.
Ziyaret Öncesinde Bilinmesi Gerekenler
Hekimbaşı Av Köşkü'ne otobüs, özel araç ve ilçe içi toplu taşıma seçenekleriyle kolaylıkla ulaşılabiliyor. Yapının kullanım durumu ve ziyaret saatleri dönemsel olarak değişebildiği için ziyaret öncesinde güncel bilgilerin kontrol edilmesi tavsiye edilir.
Tarihî yapıyı gezerken çevre düzenine özen göstermek, koruma altındaki mimari bölümlere zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak ve ortak kullanım alanlarını temiz tutmak büyük önem taşıyor. Fotoğraf çekmek isteyen ziyaretçiler için ilkbahar ve sonbahar ayları, bahçenin doğal güzelliğini en iyi yansıtan dönemler arasında yer alıyor.
Hekimbaşı Av Köşkü, etkileyici mimarisi, Osmanlı dönemine uzanan geçmişi ve özenle korunan tarihî dokusuyla Ümraniye'de mutlaka görülmesi gereken en değerli kültürel miraslardan biri olarak öne çıkıyor.



